Kemikler öncelikle kolajen olarak bilinen organik materyalden ve kalsiyum ve fosfor gibi inorganik minerallerden oluşur. Bu eşsiz bileşim, kemikleri oldukça dayanıklı ve çürümeye karşı dirençli hale getirir. Kolajen kemiklere esneklik kazandırırken, mineraller ise onlara güç ve sertlik kazandırır.
Çürüme için gerekli koşullar
Ayrışmanın gerçekleşmesi için şunlar olması gerekir:
- Mikroorganizmalar: Bakteriler, mantarlar ve böcekler organik maddeyle beslenir ve onu daha basit maddelere ayırır.
- Oksijen: Mikroorganizmalar hayatta kalabilmek ve ayrıştırma faaliyetlerini gerçekleştirebilmek için oksijene ihtiyaç duyarlar.
- Nem: Su, organik maddelerin çözünmesine ve vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur.
Kuru koşullarda kemikler
Çöller gibi kuru ortamlarda veya Kuzey Kutbu gibi aşırı soğuk koşullarda nem ve oksijen eksikliği mikrobiyal aktiviteyi sınırlar. Bu, kemiklerin uzun süre korunmasını sağlayarak ayrışma sürecini önemli ölçüde yavaşlatır.
Sudaki kemikler
Suyla dolu ortamların, sınırlı oksijen erişimi nedeniyle kemikleri koruma şansı daha yüksektir. Suya batmış kemiklerde bir miktar erozyon ve mineral sızıntısı yaşanabilir, ancak ana yapı genellikle binlerce yıl boyunca bozulmadan kalır.
Asitli topraklara gömme
Yüksek asitli topraklara gömmek zamanla kemiklerin erimesine neden olabilir. Asidik koşullar, kemiklere güç ve sertlik sağlayan mineralleri parçalar.
Adli antropoloji
Adli antropologlar, ölümün kimliğini ve koşullarını belirlemek için insan iskelet kalıntılarını inceliyor. Bireyin yaşı, cinsiyeti, kökeni ve travma belirtileri dahil olmak üzere kemiklerden değerli bilgiler elde edebiliyorlar.
Sonuç olarak kemikler, sağlam bileşimleri, kollajen ve minerallerin varlığı ve çürüme sürecini önleyebilen veya yavaşlatabilen spesifik çevresel koşullar nedeniyle vücudun geri kalanı çürüdükten sonra bile uzun süre dayanır. Bu dayanıklılık, kemikleri paleontolojik çalışmalar, adli tıp araştırmaları ve insanın evrim tarihini anlamak için gerekli kılar.